SON DAKİKA

Bitlis’te STK’lar ‘Bahar Kalkanı harekatına’ basın açıklaması ile destek verdi

Bu haber 04 Mart 2020 - 14:18 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bitlis’te Medeniyet Platformu ve Eğitime Destek Platformu üyeleri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerinin başlattığı ‘Bahar Kalkanı Harekatı’na destek vermek amacıyla basın açıklaması yaptı.

STK’lar adına açıklamayı okuyan Medeniyetler Platformu dönem sözcüsü Cengiz Şahin, ‘Arap Baharı’ sürecinin bir parçası olarak  Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşının halen devam ettiğini bu süre zarfında, komşu coğrafyada bulunması ve bölgenin en etkin öznesi olması sebebiyle Türkiye’nin, Suriye’deki gelişmelerden en çok etkilenen devlet olduğunu söyledi.

Şahin Türkiye’deki iç güvenlik ve terörizm tehlikesinin katlanılamaz bir seviyeye ulaştığını, sınır ötesi operasyonların da gerekli kılındığını belirterek, şunları söyledi: “Bugün İdlib merkezli sorunun tırmanışa geçmesiyle, yeni askerî operasyonu bir mecburiyet hâline getirmiştir. Bizler de, her kritik dönemde milletimizin ve devletimizin yanında olduk. Bugün de, İdlib’te gerçekleşen hain saldırıya ilişkin, tepkimizi gösteriyoruz. Öncelikle vatanın huzuru, güvenliği ve mazlumları müdafaa etmek üzere üstlendikleri görevde şehit olan tüm kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet,  ailelerine sabır ve metanet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”

Askerlerimizin İdlib’de, hem ülke sınırlarımızı hem de mazlumları korumak amacıyla orada bulunduğuna işaret ederek, “Suriye’de 2011 yılından bu yana yaşanan zulümlere, yüz binlerce sivilin zalimce katledilmesine, milyonların evinden, toprağından sürülmesine, dünya sessiz kaldı ve kalmaya devam ediyor. Türkiye’nin gerek içte ve gerekse dışta barış ve huzur odaklı çabalarıysa, maalesef  başta BM olmak üzere pek çok ülkede karşılık görmedi. Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir hukuk devletidir. Anayasamız ve ilgili mevzuatımız, uluslararası hukuku gözardı etmez. Üyesi bulunduğumuz uluslararası toplum içindeki ilişkilerin zeminini oluşturan uluslararası hukuk kurallarını ihlâl etme yönünde bir eğilime de sahip değildir. Bu çerçevede, Suriye’de yaptığımız sınır ötesi askerî operasyonlar da uluslararası hukukun meşru kabul ettiği bir çizgide gerçekleştirilmektedir. Milli güvenliğimiz ve Anayasal düzenimize açık tehdit oluşturan terörist kalkışmalara müdahale etmek, uluslararası hukuka uygundur” dedi.

Öte yandan Türkiye ile Suriye arasında yapılan ikili antlaşmalar da Suriye’nin uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüğünün karşılıklı olarak teyit edildiği ve kayıt altına alındığı düzenlemeler olarak dikkat çektiğini de ifade eden Cengiz açıklamasını şöyle sürdürdü:
“20 Ekim 1998 tarihli “Adana Mutabakatı” ve 21 Aralık 2010 tarihli “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı İşbirliği Anlaşması”, toprak bütünlüğüne ve siyasî bağımsızlığa saygı yükümlülüğünün yanı sıra, terörizmle ve terör örgütleriyle mücadeleye yönelik yükümlülükler de barındırmaktadır. Ancak Suriye, bu antlaşmalara dayanan taahhütlerini de yerine getirememekte, hatta terör örgütlerinin faaliyetlerine doğrudan ve/veya dolaylı destek vermektedir. Bu durumda Türkiye için askerî operasyon yapmanın meşru temelinin ikili antlaşmalara da dayandığı, gayet açık bir hukukî gerçektir. Buradan tekrar sesleniyoruz; Karşımızda, insanlıktan nasibini almamış, tüm ahlaki, insani ve dini değerleri hiçe sayan, vatandaşlarının canlarına ve mallarına kastederek kendi topraklarından göçe zorlayan bir rejim bulunuyor. İşte bu hain rejim güçleri son olarak da, yapılan anlaşmalara uymayarak, askerlerimizi kalleşçe pusuya düşürdü. Bu saldırı, asla kabul edilemez. Dolayısıyla, masum insanları katleden ve ülkemizin güvenliğine de açık tehdit oluşturan bu rejim unsurlarına karşı sessiz kalmamız beklenemez. Tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan, rejimin zulmünden kaçan Suriyeli kardeşlerimizin yaşama hakkını korumak tarihi, insanı ve vicdani sorumluluğumuzdur. Devletimiz ve Ordumuz, bugüne kadar, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtıyla terör örgütlerine ve destekçilerine gereken cevabı en güçlü şekilde vermiştir ve vermeye devam edecektir. “Bahar Kalkanı” harekâtıyla da bölgede yer alan tüm terör unsurlarına anında ve en ağır şekilde gerekli cevap verilmiştir. Biz millet olarak bugüne kadar her türlü zorluğun üstesinden geldik inşallah ilelebette gelmeye devam edeceğiz. Mevzu bahis vatan ise, tüm siyasi görüş ve fikri ayrılıkları bir tarafa bırakılmalıdır. Gün birlik, beraberlik ve dayanışma günüdür. Ülkemizin menfaatlerini her şeyin üstünde tutuyoruz. Bugün her zamankinden daha güçlü şekilde biriz, bütünüz ve birlikteyiz. Bizde Bitlis STK’ları olarak şanlı bayrağımızın altında kenetlendik ve “Bahar Kalkanı” harekatını destekliyor, Katil rejime karşı kararlı şekilde mücadele eden devletimizin ve kahraman ordumuzun yanındayız. Rabim ordumuzu muzaffer kılsın.”

Yapılan açıklamanın ardından katılan STK temsilcileri İdlib’de gerçekleştirilen saldırıda şehit olan Mehmetçikler için dua etti.

mersin escort