SON DAKİKA

Bitlis’te kadın cinayeti yok, ancak şiddet çok

Bu haber 28 Ocak 2021 - 8:23 'de eklendi ve kez görüntülendi.

BİTLİS’in kadın cinayetinin yaşanmadığı iller arasında yer almasını değerlendiren Kadın Dayanışma ve Üretim Merkezi (KAMER) Bitlis temsilcisi Mehtap Çiçek, “Kadın cinayeti yaşanmadı demek kadına şiddet olmadığı anlamına gelmiyor. Ölüm darbesi alanlar, uzun süre yoğun bakımda kalan kadınlar var. İkametgahları Bitlis’te olmadığı için kayıtlarda görünmüyor” dedi.

‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’, 2020 yılı raporunu açıkladı. Rapora göre, geçen yıl 300 kadın öldürülürken, 171 kadının ölümü de ‘şüpheli’ olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl Türkiye’de Bitlis, Kırklareli, Zonguldak, Amasya, Tokat, Artvin, Ardahan, Bolu, Kırıkkale, Karaman, Yozgat ve Hakkari’de kadın cinayetinin işlenmediği raporlara geçti.

Kadın cinayetlerini değerlendiren Kadın Dayanışma Üretin Merkezi (KAMER) Bitlis temsilcisi Mehtap Çiçek şunları söyledi:
“Kadın cinayeti yaşanmadı demek kadına şiddet olmadığı anlamına gelmiyor. Her gün 3-5 kadın bizlere gelerek, şiddet gördüğünü, Adli Yardım almak için başvuru yapıyor. Bu kadınların en büyük sorunu gördükleri şiddet yüzünden ayrılmak istemeleridir. Pandemi sürecine kadınlar erkekler eve kapandı. Madde bağımlılığı her geçen gün artıyor. Madde bağımlısı olanlar hem kadınlara hem de çocuklara şiddet uygulamaya başladı. Bitlis’te şöyle bir yargı vardır. ‘Kadınlar evlerinden beyaz gelinlikle çıktılar mı baba evine kefenleri ile dönerler.’ O yüzden kadınlar susuyor. Bunları ve yaşadıklarını hiç kimseye anlatmıyor. Görenler bile konuşmuyor. Komşular bile şikayet etmiyor. Çünkü aile özeldir. Konuşulmaz bu konular. Şiddet gören kadınlardan sadece Adli Yardım almaya gidenler biraz daha bilinçli. Diğerleri şiddet gördüm. Kaderimdir. Çekerim mantığıyla hareket ediyor.”

“İKAMETGAHLARI BİTLİS’TE OLMADIĞI İÇİN KAYITLARDA GÖRÜNMÜYOR”

Çiçek açıklamalarında Bitlis’te kadın cinayetleri yaşanmamasının farklı sebepleri olduğunu belirterek, “Öncelikle Allah koruyor. Birçoğu da Bitlis dışında ikamet ediyor. Kızlarımızın çoğunu Bitlis dışına gelin veriyoruz. Şiddete uğrayıp gelip burada boşanma davası açıyorlar. Bitlis’te olmadığı için Bitlis’te yokmuş gibi görünüyor. Kendimiz de zaman zaman şahit oluyoruz. Ölüm darbesi alanlar, uzun süre yoğun bakımda kalan kadınlar var. İkametgahları Bitlis’te olmadığı için kayıtlarda görünmüyor” dedi.

“ÖLDÜRÜLMESİNDENSE BARIŞÇIL YOLLARI SEÇİYORLAR”

Mehtap Çiçek, Bitlis’te feodal ve muhafazakar bir yapıya sahip olduğunu, kadının öldürülmesindense barışçıl çözümlere başvurulduğunu belirtti. Çiçek açıklamasında şunları söyledi:
“Pandemi sürecinde şiddeti uygulayan kişi eve girdi. Eve girince de yaptıkları daha çok göz önüne geldi. İşsizlik, ekonomik sorunlar kadınlar ve çocuklara uygulanan şiddetin boyutunu daha çok artırdı. Pandemi sürecinde ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet hepsi eve girdi. Görüştüğümüz 600 kadından 400’ünün şiddet gördüğünü raporladık. Fiziksel şiddet gören kadınların en çok şikayet edip ve kendilerini incittiğini söyledikleri şiddet türünün psikolojik şiddet olduğunu söylüyorlar. Bitlis’in şöyle bir yapısı vardır. Aileler kızlarına destek oluyorlar. Bu yönden bakıldığında kadın cinayetlerinin olmadığını söyleyebiliriz. Küçük yerlerde birbirlerinden utanma ve korku bunun da önüne geçiyor. Aşiretler kızların gördüğü şiddeti barıştırma yoluyla çözmeye çalışıyor. Öldürülmesindense barışçıl yolları seçiyorlar.”

“KADININ EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜ OLMALI”

Çiçek, “Aslında kadınların ekonomik özgürlüklerinin olması gerekiyor. Ekonomik özgürlük demek yapılan bütün şiddetin, baskıların belki son bulması için mücadele edebilecekleri bir yerin olması demektir. Kadın boşandıktan sonra bundan sonraki süreçte ailedeki kadınlar sorun yaratmaya başlıyor. Ev bulamıyor. Toplumda bir dışlanma yaşıyor. Ekonomik özgürlüğü olduğunda kocasının olup olmadığı da araştırılmıyor. Bitlis’in feodal yapısı ve muhafazakar yapısı var ama özellikle şunu istiyoruz ki kadınlar tek başlarına yaşadıklarında onlara destek olsunlar” şeklinde konuştu.

Sokaktaki kadınlar ise Bitlis’te cinayet olmasa da şiddettin boyutunun büyük olduğunu savundu. Açıklamada, “Bu tamamen şans eseri olmuş olabilir. Cinayet olmaması akıllara şiddet olmadığı anlamını getirmesin. Bitlis’te şiddet yaşamayan kadının olmadığını düşünmüyorum. Şiddet denince akla fiziksel şiddet gelmesin. Burada her türlü şiddet türünden bahsediyorum. Cinayet yaşanmamasının sebebi cinayet raddesine gelmiştir. Ancak ölüm gerçekleşmemiştir. Yada Bitlis’te ikamet etmiyordur. Genelde ekonomik yapı düşük olduğundan kadınlarımız dışarıda evlenip, ikametlerini oraya alıyorlar. Öldürülen kadının ikametgahı burada olmayınca Bitlis’te cinayet yaşanmıyormuş sanıyoruz” denildi.